6 Ocak 2013 Pazar

5 Ocak 2013 Cumartesi

Tecavüz kurbanının ardından

Türkiye'de maalesef, utancından sokağa çıkmaması gereken insanlar her gün hayatımızın içinde...

Çok çarpıcı bir rakam çıktı ortaya. Tecavüze uğrayanların %62'si 18 yaşın altındaymış. Daha geçtiğimiz gün, bir dedenin zihinsel engelli torununa tacizlerini okuduk...

Dünyada da elbette örneği çok. Son olarak Hindistan'da otobüste 6 erkeğin tacizine ve tecavüzüne uğrayan kadın öldü.23 yaşındaydı, tıp okuyordu... Erkeklerin de hadım edilmesi, asılması isteniyor.. Yeter mi? Yetmez...

Çünkü, bu cinsel doyumsuzluk ve sapkınlık hiç bitmeyecek...

Tecavüze uğrayan o kadın öldü dediğim gibi. Bu fotoğraf ise onun cenaze töreninden. Pankart tutan kızın yüzüne, gözlerine iyi bakın. her şeye rağmen özgürlüğünü yaşamak istiyor. İşte görevimiz de budur insanlık olarak, tertemiz, ayrımcılık olmayan, herkesin özgürce yaşayabileceği bir dünya yaratmak, bunu yapmayı en azından denemek...

"Bana ne giyeceğimi öğretme, çocuklarına tecavüz etmemeyi öğret" diyor genç kadın.
Haklı olarak.

Herkes sussa da sanatçı konuşmalı


İnsanlara çağları politikacılar değil, aydınlar atlatır... Politikaya bulaşan aydınların da bir süre sonra sıradan insan olur, eğer herhangi bir iktidar partisine üye olursa, o zaman "eski aydın" olur... 
Şimdi susan aydınlar geldi aklıma. Geçenlerde Şener Şen'den bahsediyordu Oda TV. Haklılar. 
Adaletsizliğin bu kadar üst seviyede olduğu bir ülkede en çok aydınların, sanatçıların konuşması lazım... 
Evet, geçen gün Şener Şen'i duyduk, okuduk. Bir süre gündemde kaldı ama geri düştü. 
Bugün ise başka bir şey oldu. Kadir İnanır, tutuklu gazetecilere bir destek mesajı yayınladı. 
Geçen yıl, Tarabya'da Aleko'nun Yeri'nde bir röportaj yapmıştık. Balıklar yendi, rakılar içildi, sohbet edildi... Sadece televizyondan gördüğümden başka bir adamla konuştuğumu fark etmiştim. Hatta parmağında kocaman, gümüşten bir Atatürk yüzüğü vardı. 
Dediğim gibi. Bugün, Kadir İnanır bir anlam daha kazandı benim için. İşte tutuklu gazeteciler için yayınladığı mesaj: 
“Özgürlüğün olmadığı yerde yaşamın da tadı yoktur. İnsanların bilgi birikimini yükselten insanlar, dünyanın bütün gerçeklerini anlatan bir mesleğin savunucuları, sadece fikirlerinden dolayı içerde çürüyorlarsa, bunun karşısındayım. İçerideki gazeteci arkadaşlarıma selam olsun!!!”