Maskeler. Ne çoklar. Bizim "biz" olmadığımız anları en güzel onlar kapatır. Çocukken çiğnediğin yasak bir kötü sonuca varması gibi...
İnsanoğlu dönemler yaşar ve bu dönemler içinde maskeler takar. Mutluyu oynar, mutsuzu oynar, kızgını ve yalnızı, sevgisizi, açı, umursamazı...
Maskeler takılıyken, insanlar tanırız. Sonra zaman gelir, o yeni tanıdığımız insan, bize zaman içerisinde değiştiğimizi ya da hiçbir zaman göründüğümüz gibi olmadığımızı söyler. Haklıdır. Bizi hangi maske ile tanıdıysa öyle görmek ister.
Eğer hayatınızın belirli bir döneminde sürekli yalancı olduğunuz ima edilmeye başlarsa sebep bu olabilir.
Bana oluyor.
Sizi gülerken tanıyan insanların yanında hep gülmek ihtiyacı hissetmek.
Ya da mutlu olduğunuzda şaşıranlara tanık olmak.
güneşe karşı günlerce oturmak, bira yudumlayıp kitap okumak istiyorsan, bir tabure de sen çek.
yaşayacaksın insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşayacaksın insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Şubat 2011 Pazartesi
30 Haziran 2010 Çarşamba
Saçmayım belki ama, hislerim bu...
Yürüdüğümüz için bile şanslıyız. Gözlerimle gördüm engelli simitçinin bir el arabasıyla baş edemediğini.
Nefes alıyoruz ve kelebek değiliz. Tamam, belki yarın da ölebiliriz ama, iyisiyle kötüsüyle gülmedik mi geçmişte ?
Kaç defa kırdık yakınımızın kalbini? Her huzur istediğimizde koştuğumuz yakınlarımıza, en çok ne kadar küs kalabildik?
Acıdık elbet, düşen çocuğa, dizi kanayana, bisikletten düşene, dişi sallanana...
Bırakmadık yokluğumuzu en boş anımızda bile.. Sarılacak hep bir boşluk bulduk, hep bir başkasının boşluğunu doldurmakla övündük, gurur duyduk kendimizle...
Aradık bazen. Saatlerce, günlerce aradık... Bir masum yüz, bir sessiz dokunuş, ucu kırık bir kalem gibi kaldık hatta, kağıdın üzerinde değildik, bildiğin dışarılardaydık, sokaklarda.. Hemen yüzümüz düşmez miydi saate bakınca?
Neredeydi peki o yaptırdığı görkemli ev için övünen adam? Teşekkür edip etmediğini sordunuz mu işçilere, ustabaşına? Onun kadar nankör değil miydi yoksa, bakkala gitmemek için tepinen sokaklarda...
Bir arkadaşımızı özlerdik, bir de arkadaş kalabilmeyi istediklerimizi özlerdik yokluğumuzda...
Kimse yalan söylemesin! Kimse yüzünü sağa sola çevirmesin! Doğru konuşalım artık, kaçımız der ki "İçim acımadı" diye, biz acıdık diye bize üzülen annemize!
Çocuktuk, hatırlayın, maça gidenler bilir... Orada yaşamadınız mı mutluluğu topluca?
Yaşadık.
Bugün buna sevinelim.
İyi veya kötü yaşadık... Güzel veya çirkin öleceğiz...
AKLIMIZI DA BIRAKMASAK BİR YERLERDE...
Nefes alıyoruz ve kelebek değiliz. Tamam, belki yarın da ölebiliriz ama, iyisiyle kötüsüyle gülmedik mi geçmişte ?
Kaç defa kırdık yakınımızın kalbini? Her huzur istediğimizde koştuğumuz yakınlarımıza, en çok ne kadar küs kalabildik?
Acıdık elbet, düşen çocuğa, dizi kanayana, bisikletten düşene, dişi sallanana...
Bırakmadık yokluğumuzu en boş anımızda bile.. Sarılacak hep bir boşluk bulduk, hep bir başkasının boşluğunu doldurmakla övündük, gurur duyduk kendimizle...
Aradık bazen. Saatlerce, günlerce aradık... Bir masum yüz, bir sessiz dokunuş, ucu kırık bir kalem gibi kaldık hatta, kağıdın üzerinde değildik, bildiğin dışarılardaydık, sokaklarda.. Hemen yüzümüz düşmez miydi saate bakınca?
Neredeydi peki o yaptırdığı görkemli ev için övünen adam? Teşekkür edip etmediğini sordunuz mu işçilere, ustabaşına? Onun kadar nankör değil miydi yoksa, bakkala gitmemek için tepinen sokaklarda...
Bir arkadaşımızı özlerdik, bir de arkadaş kalabilmeyi istediklerimizi özlerdik yokluğumuzda...
Kimse yalan söylemesin! Kimse yüzünü sağa sola çevirmesin! Doğru konuşalım artık, kaçımız der ki "İçim acımadı" diye, biz acıdık diye bize üzülen annemize!
Çocuktuk, hatırlayın, maça gidenler bilir... Orada yaşamadınız mı mutluluğu topluca?
Yaşadık.
Bugün buna sevinelim.
İyi veya kötü yaşadık... Güzel veya çirkin öleceğiz...
AKLIMIZI DA BIRAKMASAK BİR YERLERDE...
11 Şubat 2010 Perşembe
Hayat içinden çalındı mı hiç?
Hayatı çaldılar mı içinden hiç senin? Heyecanlarını gözlerinden alıp, başka bir ele bıraktılar mı? Buz gibi bir umut muydu soğuk tutan parmak uçlarını?
Sen de bilmiyorsun. "Sevap kazanmak için" değil mi aldığın nefes ile ısıttığın bir kadın eli? Aldığın oyuncak oğluna, uçak hani, plastik olan...
Yaşıyorsun insan.
Sevaplarım günahlarımdan çok olsun diyorsun. Olmaz işte.
Bilmediğin günahların var. Seviyorsun, sevmiyorlar. Sevmen günahtır aslında seni sevmeyeni. Kendine işlediğin bir günah...
Bir cinayettir ayrıca.
Günahtır bunlar. Sana göre bunlar günahtır.
Ama ona göre, buna göre değildir günah bunlar.
Allah'a inanmamak günah değildir onlar için. İçki içmek günah değildir.
Bir kadın çağırıyor da gitmiyor isen, odur günah!
Yaşayacaksın insan. Önünde bir pul dağılana kadar yaşayacaksın. Bir nefes, bir ses, bir görüntü kaybolana kadar.
O görüntü zaten, tek görüntü olacaktır hayatında olan o güne kadar.
Ve, haklıdır Oscar Wilde: herkes, öldürecektir sevdiğini.
Sen de bilmiyorsun. "Sevap kazanmak için" değil mi aldığın nefes ile ısıttığın bir kadın eli? Aldığın oyuncak oğluna, uçak hani, plastik olan...
Yaşıyorsun insan.
Sevaplarım günahlarımdan çok olsun diyorsun. Olmaz işte.
Bilmediğin günahların var. Seviyorsun, sevmiyorlar. Sevmen günahtır aslında seni sevmeyeni. Kendine işlediğin bir günah...
Bir cinayettir ayrıca.
Günahtır bunlar. Sana göre bunlar günahtır.
Ama ona göre, buna göre değildir günah bunlar.
Allah'a inanmamak günah değildir onlar için. İçki içmek günah değildir.
Bir kadın çağırıyor da gitmiyor isen, odur günah!
Yaşayacaksın insan. Önünde bir pul dağılana kadar yaşayacaksın. Bir nefes, bir ses, bir görüntü kaybolana kadar.
O görüntü zaten, tek görüntü olacaktır hayatında olan o güne kadar.
Ve, haklıdır Oscar Wilde: herkes, öldürecektir sevdiğini.
16 Ocak 2010 Cumartesi
Yaşayacaksın insan #2
Yaşayacaksın insan. Umutsuzlanacaksın. Durduk yere gözlerin dolacak bazen. Aklında birisi olacak, yüreğinde birisi olacak, yüreğin ile aklın farklı şeyler söyleyecek ve kavga edecek... Sırt üstü düşen bir kaplumbağa geldi mi gözünün önüne ? Gelmeli bence...
Düşeceksin insan. Bir gün hiç hesapta yokken yakalarını silkerek uzaklaşacaklar senden. Bir kalp kıracaksın, kapıyı anahtarınla açacaksın bu yüzden... Kimse selam vermeyecek sana. Çayını koyacaksın mutfaktan, müziğini açacaksın, kitap okuyacaksın ya da bişeyler yazacaksın. "En yakınım" dediğin annen bile, o kadar anlamsız bakacak ki yüzüne, şaşıracaksın...
Akşam olacak, bir kaşığı oynatacaksın önündeki mercimek çorbasının içinde... "Bitse de gitsem ama içesim yok..."
Yaşayacaksın insan, sınavlara sokulacaksın... Başın derde girecek düşüncelerin yüzünden... Seyrettiğin filmlerden sorumlu olacaksın çünkü etrafındaki herkes aktör. Etüd edeceksin bunları.
Mutluluk için koştuğun hızda, mutsuzluktan kaçtığın hızda koşacaksın...
Kapıyı anahtarınla açacaksın, mutfaktan bir fincan çay alacaksın, akşamları bir tabak çorbanın içinde kaşığını yüzdüreceksin...
Düşeceksin insan. Bir gün hiç hesapta yokken yakalarını silkerek uzaklaşacaklar senden. Bir kalp kıracaksın, kapıyı anahtarınla açacaksın bu yüzden... Kimse selam vermeyecek sana. Çayını koyacaksın mutfaktan, müziğini açacaksın, kitap okuyacaksın ya da bişeyler yazacaksın. "En yakınım" dediğin annen bile, o kadar anlamsız bakacak ki yüzüne, şaşıracaksın...
Akşam olacak, bir kaşığı oynatacaksın önündeki mercimek çorbasının içinde... "Bitse de gitsem ama içesim yok..."
Yaşayacaksın insan, sınavlara sokulacaksın... Başın derde girecek düşüncelerin yüzünden... Seyrettiğin filmlerden sorumlu olacaksın çünkü etrafındaki herkes aktör. Etüd edeceksin bunları.
Mutluluk için koştuğun hızda, mutsuzluktan kaçtığın hızda koşacaksın...
Kapıyı anahtarınla açacaksın, mutfaktan bir fincan çay alacaksın, akşamları bir tabak çorbanın içinde kaşığını yüzdüreceksin...
6 Ocak 2010 Çarşamba
Yaşayacaksın insan
Atladığın bir şeyler var... Kaçırıyorsun bazı şeyleri... Oysa peşindeyim dediğin şeyler arkanda, canını yakmak istediklerin ise hançerliyorlar birbirlerini...
Uyuyorsun, arkandan konuşuyorlar, uyanıksın, yüzüne bakarak veya seslerini duyuyrabilecek şekilde... Kızıyorsun. Doğan bu ama. Kızacaksın sen. Kendi toprağına esir olmuş bir kardelen gibi kendini göstermeye direnecek, çıktığında itileceksin...
Doğan bu. İnsansın sen. Hakaret ettiğin şeylere gülerek kucak açacaksın bir gün...
"Dost olmaz" dediğin insanlara bile kardeş gibi yaklaşacaksın. Çünkü insansın. Akrebin tekine yardım eden kurbağanın başına gelen gelecek başına... Ve, önemli değil kim olduğun... Kurbağa mısın, akrep misin... Birisi seni sokacak, sende öğreneceksin bunu...
Üzüleceksin. Barışmak isteyeceksin herşey ile tekrardan ama herkes karanlık, riyakar, haddini bilmez olacak. Perdeyi açacaksın, odan karanlık... Perdeyi kapatacaksın, karanlık olacak yine... Aslında yerine göredir ama, güvendiğinde ölebilirsin. Ya da yaşarsın. Güvendiğine bağlıdır bu. Güvendiğin de insandır... Bu acı ve ümitsizlik içinde çırpınacaksın işte.
Bu kadarla kalacaksın şimdilik.
Bu perde daha çooo..k açılıp kapanacak..
Uyuyorsun, arkandan konuşuyorlar, uyanıksın, yüzüne bakarak veya seslerini duyuyrabilecek şekilde... Kızıyorsun. Doğan bu ama. Kızacaksın sen. Kendi toprağına esir olmuş bir kardelen gibi kendini göstermeye direnecek, çıktığında itileceksin...
Doğan bu. İnsansın sen. Hakaret ettiğin şeylere gülerek kucak açacaksın bir gün...
"Dost olmaz" dediğin insanlara bile kardeş gibi yaklaşacaksın. Çünkü insansın. Akrebin tekine yardım eden kurbağanın başına gelen gelecek başına... Ve, önemli değil kim olduğun... Kurbağa mısın, akrep misin... Birisi seni sokacak, sende öğreneceksin bunu...
Üzüleceksin. Barışmak isteyeceksin herşey ile tekrardan ama herkes karanlık, riyakar, haddini bilmez olacak. Perdeyi açacaksın, odan karanlık... Perdeyi kapatacaksın, karanlık olacak yine... Aslında yerine göredir ama, güvendiğinde ölebilirsin. Ya da yaşarsın. Güvendiğine bağlıdır bu. Güvendiğin de insandır... Bu acı ve ümitsizlik içinde çırpınacaksın işte.
Bu kadarla kalacaksın şimdilik.
Bu perde daha çooo..k açılıp kapanacak..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)