20 Ekim 2009 Salı

bir gazetecinin günlüğü

Öptü beni: ``Bunlar, kainat gibi gerçek dudaklardır,'' - dedi.
``Bu ıtır senin icadın değil, saçlarımdan uçan bahardır,'' - dedi.
``İster gökyüzünde seyret, ister gözlerimde:
``körler onları görmese de, yıldızlar vardır,'' - dedi...

Nazım!

Artık ''neredeyse'' düzenli bir hayatım var. ''Şöyle böyle!'' derken geçti aylar. Üniversitedyim. 1. sınıfım. Haberler yazıyorum, röportajlar yapıyorum... Büyük bir şanstır, ilk röportajımı Ali Kırca'yla Show tv binasındaki ofisinde yaptık. İnanılmaz bir tecrübeydi. Güzel geçiyor günlerim.. Tatlı yorgunluklarım birikti, üst üste bindi, tek kötü yanı o... halsiz halsiz dolaşıyorum biliyor musunuz? Bilin. Gökmen çok yorgun. Hasta. Yaşlı. Hadi ormayın artık.. Ve farkındayım, burayı da düzene sokmalıyım.. Bunu yapmalıyım.. Yarın görüşürüz..

Hiç yorum yok: