12 Ekim 2008 Pazar

Rüyalarda Bile Aynı Şey!




... Neyse işte, gayet geceden kalmışlığımla uyandım, ödevlerim vardı resim çekmem gerekliydi. D80'imi boynuma taktım ve İstiklale çıktım.
Arkadaşlar gelecekti, buluştuk Nevizâde'de yedik içtik falan resimlerin de bir çoğunu çektim. Ara sıra objektifini siliyorum, sonra maskeli 4-5 kişi girdi içeri, ellerinde içkiler, gülüşerek ilerliyorlar ve masamıza kadar geldiler. Tanımadığımı düşündüğüm ve tanışacak havamda olmadığım için, ''uzun uzun konuşamama'' mesajları vererekten kalem ile duvardaki tahtaları oymaya kalkıştım.
Çeşitli şekiller falan filan derken masanın yavaş yavan donanmaya başladığına kanaat getirdim, amerikan salataları, zeytinler, kroketler, patates kızartmaları vs. isteksiz isteksiz yemeye ve içmeye devam ettim.
Bir ara izin istedim. Lovobaya kadar indim makinem ve eşyalarım üst katta iki dakika sonra geldiğimde çantam var, montum var, makine yok.
Kafayı yedim, hayattaki en değerli şeyimden oldum, hem de yeni bir makineden. Çıldırmış gibi oldum.
Alt kata üçer beşer merdivenler atlayarak indim, tam karşımdan beyaz üstlü, dar bir eflatun pantolonlu bir kız geldi ve elimi göğsüme koydu parmakları ile yön vererek sola döndürdü.
O kadar hazırlıksız yakaladım ki, yapacak hiç bişey yok! içeri girdik, kapıyı kitlitledi, öpmeye başladı...
O kadar tepkisizim ki anlamadım bile, masaya çeşitli maskeli adamlar geldi, yedik, içtik, lovobaya geldim kimse yok, makinem çalınmış, sadece çantam ve montum var... Şu an bir kızla öpüşüyorum tuvalette..
yan taktığım çantamdan bir tükenmez kalem aldım ve avcuna numaramı yazdım oradan süratle ayrıldım... Hiç konuşmadık!

Çıktığımda yerler ıslak. Fülütler, darbukalar, modern klasik müzikleri, mızıkalar.... Karışık armonisinde İstiklalin çaresizce yoluma gittim.
Zaten aklımda milyon tane cevapsız soru var, yenilerini ekleyerek yoluma devam ettim.

Ve saat 6:50.. Telefonum acı acı çalarak okula gitmem için çalıyor, korkarak uyandım ve yatağımın hemen başına yapıştırdığım D80 resmine baktım içimi çekerek.
''Ulan'' dedim. ''Yeter artık. Karının, kızın, biranın, mezenin, tuvaletin bile içinde aynı şeyin hayali. Al babacım artık şu makineyi bana!'' dedim.
Gece yanaştım yanına, ''Baba, annem gidicek ya Belçika'ya ona bizim şu makineyi bi...''
''Tamam oğlum, merak etme sen'' dedi.
Mutlu mutlu uyudum sonra, gece biri geldi çoraplarımdan çekti yorganı üstüme koydu.. Karanlıktı, seçemedim.

(Resimde tuttuğum benim olacak! O kadar!)

3 yorum:

Tuana dedi ki...

:)) Resimde tuttuğun makina senin olacak o kadarr :)

clementine dedi ki...

ruyaların gercek olur umarim..:)

Gökmen Kaya dedi ki...

Tuana; ''resimdeki çok yakışmış.
Sana feda edilesi kadar elinde güzel duruyo'' gibi bişey duymak daha hoş olurdu =)

clementine; umarım gerçek olur.
Cevahir teknosa ile akraba oldum nikona makinelere bakmak için gide gele =)